Gül Nasıl Dikilir? Çeşitleri ve Dikim Rehberi
Gül, çiçekler arasında apayrı bir yere sahip. Belki nazlı olduğu söylendiği için, belki de o görkemli açışı yüzünden çoğu bahçıvan gülü dikmeye çekinerek yaklaşır. Oysa gül, kurallarını öğrendiğinde şaşırtıcı derecede dayanıklı bir bitkidir; doğru yer ve biraz düzenli ilgiyle yıllarca, hatta on yıllarca aynı kökten açmaya devam eder. Bu yazıda gülü dikmekten çeşitlerini tanımaya kadar her yönüyle ele alacağız.

Gül Nereyi Sever?
Gülün en büyük şartı güneştir. Günde en az 5-6 saat doğrudan güneş alan bir yer, bol çiçeğin ilk koşuludur. Gölgede kalan bir gül yaprak verir ama çiçeği cılız olur, üstelik hastalığa daha açık hale gelir. İkinci şart ise hava dolaşımıdır; yaprakların etrafında hava akarsa nemden kaynaklanan mantar hastalıkları çok daha az görülür. Bu yüzden gülü duvar dibine sıkıştırmak yerine, etrafında biraz boşluk olan bir yere dikmek gerekir.
Dikim: Köke Yer Açmak
Gül genelde ya çıplak köklü (köyleri açıkta, topraksız) ya da saksılı satılır. Çıplak köklü gülü dikmeden önce birkaç saat suda bekletmek kökü canlandırır. Dikim çukurunu, kökler rahatça yayılacak kadar geniş ve derin aç; dibine bir miktar olgun gübre koymak çok işe yarar. Aşı noktası dediğimiz, gövdenin şişkin kısmını toprak seviyesinin hemen üstünde ya da soğuk bölgelerde biraz altında bırakmak önemlidir. Diktikten sonra bolca sulamayı unutma.

Gül Çeşitleri: Hepsi Aynı Değil
“Gül” dediğimizde aslında çok geniş bir aileden bahsediyoruz. Çalı güller bahçeye dikilen, dik duran klasik güllerdir. Sarmaşık güller uzun dallar atarak duvarları, çardakları ve kameriyeleri sarar; dikey alanları değerlendirmek için harikadır. Minyatür güller saksıya ve balkona uygun, küçük ama bol çiçekli türlerdir. Bir de gövdesi tek bir sap üzerinde yükseltilen, ağaç görünümlü “baston gül” denen şık formlar vardır. Hangisini seçeceğin, elindeki alana ve hayalindeki görünüme bağlı.

Renk ve Kokunun Anlamı
Güllerin renk ve koku çeşitliliği başlı başına bir dünya. Klasik kırmızı gül tutkuyu temsil eder ve en bilinen formdur, ama günümüzde sarıdan pembeye, beyazdan şaşırtıcı mor tonlarına kadar yüzlerce çeşit bulunuyor. Koku konusunda ise sürpriz seni bekliyor olabilir: her gül kokmaz. Modern bazı çeşitler görünüm uğruna kokularını kaybetmiştir, eski bahçe gülleri ise yoğun ve baş döndürücü kokularıyla bilinir. Eğer kokulu bir gül istiyorsan, satın alırken bunu özellikle sormakta fayda var; çünkü iki gül tıpatıp benzeyebilir ama biri mis kokarken diğeri kokusuz olabilir.
Gül seçerken iklimini de göz önünde bulundurmak gerekir. Bazı çeşitler soğuğa son derece dayanıklıyken, bazıları sıcak ve nemli yerlerde hastalanmaya meyillidir. Yörende iyi yetiştiği bilinen, komşu bahçelerde sağlıklı duran çeşitleri tercih etmek, baştan pek çok sorunu engeller. Yerel bir fidancıya danışmak, kataloglardaki en gösterişli çeşidi körü körüne almaktan çoğu zaman daha akıllıcadır.
Son olarak gülün sabır isteyen bir bitki olduğunu unutma. İlk yıl mütevazı bir görünüm sunabilir; bu normaldir, çünkü gül o yıl enerjisini kök salmaya harcar. İkinci ve üçüncü yıllarda bitki yerleştikçe çiçek sayısı belirgin biçimde artar. Bu yüzden ilk sezonda az çiçek gördün diye umutsuzluğa kapılma; gül, kendisine güvenenleri yıllar içinde fazlasıyla ödüllendiren bir bitkidir.
İzlemelik
Gülü toprakla buluşturmak işin yarısı; asıl marifet onu yıllarca sağlıklı ve bol çiçekli tutmakta. Bir sonraki yazıda gül bakımını, özellikle de budama ve hastalıklarla mücadeleyi ayrıntısıyla konuşacağız.