Longyou Mağaraları (Çin): Kayaya El Emeğiyle Oyulmuş Dev Yer Altı Salonları
Serimizde şimdiye kadar hep insanların içinde yaşadığı yer altı ve kaya evlerini tanıttık. Bu yazının konusu ise farklı: Çin’in Longyou Mağaraları (龙游石窟), bir konut değil ama toprağın altına oyulmuş insan emeğinin en akıl almaz örneklerinden biri. Yaklaşık iki bin yıl önce, sert kayanın içine el emeğiyle oyulmuş bu dev yer altı salonları, yüksek tavanları, düzgün sütunları ve duvarlardaki gizemli alet izleriyle bugün hâlâ araştırmacıları şaşırtıyor. En ilginç yanı ise, kimin, neden ve nasıl yaptığının bilinmemesi. Toprağın altına oyulan mekanların ne kadar büyük ölçeklere ulaşabildiğini görmek isteyenler için, Longyou tam bir örnek. Bu yazıda, bu olağanüstü yer altı yapısını toprak altı ev meraklıları için tanıtıyoruz.
Longyou Mağaraları, uzun süre bir köyün altında, suyla dolu göletler olarak bilinmiş; ne olduğu anlaşılmamıştı. Ancak 1990’larda köylüler bu göletlerin suyunu boşalttığında, altından el emeğiyle oyulmuş devasa yer altı salonları çıktı. O günden beri Longyou, hem bir mühendislik harikası hem de çözülmemiş bir tarih bulmacası olarak biliniyor.
İçindekiler
- Longyou: kayaya oyulmuş dev salonlar
- Suyun altından çıkan gizem
- Sert kayaya el emeğiyle oymak
- Kim, neden ve nasıl yaptı
- Toprak altına oymanın gücü
- Bölgeden görüntüler
- Yer altı evi açısından değerlendirme

Longyou: kayaya oyulmuş dev salonlar
Longyou Mağaraları, birbirinden bağımsız gibi görünen ama yan yana oyulmuş çok sayıda dev yer altı salonundan oluşur. Her salon, yüksek tavanlı, geniş ve düzenli bir mekandır; kimileri onlarca metre yüksekliğe ve genişliğe ulaşır. İçlerinde, tavanı taşıyan büyük sütunlar ve duvarları boydan boya kaplayan düzenli alet izleri bulunur.
Bu salonlar, serimizde tanıttığımız Vardzia ve Uplistsikhe gibi kayaya oyulmuş yerleşimlerden farklıdır: burada odalar bir yaşam alanı gibi değil, çok daha büyük ve boş, adeta dev bir yer altı mekanı gibidir. Duvarların ve tavanların düzgünlüğü, sütunların simetrisi, bunun rastgele değil, son derece planlı ve ustaca bir çalışma olduğunu gösterir. Longyou, insan elinin toprağın altına ne kadar büyük ve düzenli mekanlar oyabileceğinin çarpıcı bir kanıtıdır.
Suyun altından çıkan gizem
Longyou’nun hikayesinin en ilginç yanı, keşfediliş biçimidir. Yüzyıllar boyunca bu mağaralar, köylülerin “dipsiz göletler” olarak bildiği, suyla dolu çukurlardı; kimse altında ne olduğunu bilmiyordu. 1990’larda birkaç köylü, merakla bu göletlerden birinin suyunu pompayla boşaltmaya karar verdi. Günlerce süren pompalamanın sonunda, suyun altından el emeğiyle oyulmuş devasa bir salon ortaya çıktı.
Ardından diğer göletler de boşaltıldı ve her birinin altından benzer dev salonlar çıktı. Böylece, yüzyıllardır su altında saklanan bu yer altı mekanları yeniden gün yüzüne çıktı. Suyun mağaraları bu kadar iyi korumuş olması da ayrı bir şanstı: su, oyulmuş yüzeyleri ve alet izlerini adeta dondurup korumuştu. Bu keşif, serimizde Bulla Regia için anlattığımız “toprağın (ve buradaki suyun) altındaki yapıların çok daha iyi korunması” gerçeğini bir kez daha gösterir.

Sert kayaya el emeğiyle oymak
Longyou’yu bir mühendislik harikası yapan şey, oyulduğu kayanın sertliği ve işin ölçeğidir. Bu salonlar, yumuşak tüfe değil, çok daha sert bir kaya türüne (silttaşı benzeri) oyulmuştur. Serimizde Guyaju için de belirttiğimiz gibi, sert kayayı oymak yumuşak kayaya göre kat kat daha fazla emek ve zaman ister.
Hesaplamalara göre, bu salonların toplamından çıkarılan taşın miktarı muazzamdır; bu kadar taşı el aletleriyle oymak, binlerce insanın uzun yıllar boyunca çalışmasını gerektirmiş olmalı. Üstelik bütün bu iş, ışığın çok az olduğu, havalandırmanın zor olduğu yer altında yapılmış. Duvarlardaki düzenli alet izleri, bu oymanın belli bir yöntemle, özenle ve sistemli yapıldığını gösteriyor. Longyou, insan emeğinin ve örgütlenmesinin, toprağın altında ne kadar büyük işler başarabileceğinin bir kanıtıdır. Ama bütün bu emeğin neden harcandığı hâlâ bilinmiyor.

Kim, neden ve nasıl yaptı
Longyou Mağaraları’nın en büyük gizemi, hiçbir tarihi kaydın bulunmamasıdır. Bu kadar büyük bir işi kimin yaptırdığı, neden yapıldığı ve nasıl bu kadar düzgün oyulduğu konusunda kesin bir bilgi yok. Bu, serimizde Guyaju için anlattığımız gizemle benzer; ama Longyou’da işin ölçeği çok daha büyük olduğu için soru işaretleri de daha derin.
Uzmanlar çeşitli olasılıklar öne sürüyor: kimileri buranın büyük bir taş ocağı olabileceğini (yani taşın başka bir yerde kullanılmak üzere buradan çıkarıldığını), kimileri bir depo, sığınak ya da askeri amaçlı bir yapı olabileceğini düşünüyor. Ama hiçbiri kesin değil; ve en büyük soru şu: bu kadar büyük bir iş nasıl olur da hiçbir yazılı kayıt bırakmaz? Longyou, yazısız bir dev proje olarak duruyor. Bu gizem, onu dünyanın en çok merak edilen yer altı yapılarından biri kılıyor. Kesin olan tek şey, buranın doğal bir mağara değil, tamamen insan eliyle oyulmuş bir yer altı mekanı olduğudur.

Toprak altına oymanın gücü
Longyou bir konut olmasa da, serimizin ana fikriyle doğrudan bağlantılıdır: insanın toprağın ve kayanın altına oyabildiği mekanların gücü ve kalıcılığı. Serimizde tanıttığımız kaya evleri, yer altı şehirleri ve toprak evleri gibi, Longyou da toprağın altının insan için ne kadar geniş bir çalışma alanı sunduğunu gösterir.
Longyou’nun bize öğrettiği şeyler, serimizin diğer yazılarıyla da uyumludur: toprağın altındaki mekanlar dış etkilerden (ve burada sudan) korunarak çok uzun süre ayakta kalır; kaya, oyulduktan sonra kendini taşıyacak kadar sağlamdır; ve insan, doğru planlamayla toprağın altına devasa ve düzenli mekanlar oyabilir. Serimizin yapısal sistem yazısında anlattığımız “kayanın kendini taşıması” ilkesi, Longyou’nun onlarca metre yüksekliğindeki tavanlarının hâlâ ayakta durmasını sağlıyor. Longyou, bir ev değil ama toprak altı mimarisinin sınırlarını görmek için eşsiz bir örnek; insanın kayayla kurduğu ilişkinin ne kadar ileri gidebileceğinin gizemli ve görkemli bir kanıtı.

Bölgeden görüntüler
Longyou Mağaraları’nı yazıyla anlatmak bir yana, bu dev yer altı salonlarını görmek çok daha etkileyici. Aşağıdaki iki video doğrudan Longyou’dan: bu kayaya oyulmuş salonların ölçeğini, sütunlarını ve duvarlardaki alet izlerini gezerek göreceksiniz. Anlatım İngilizce ama mekanların ne kadar büyük ve düzenli olduğu görüntüden net anlaşılıyor.

Yer altı evi açısından değerlendirme
Longyou, serimizde tanıttığımız örnekler arasında bir konut değil; bu yüzden onu bir “ev” olarak değil, toprak altı mimarisinin sınırlarını gösteren dev bir örnek olarak ele aldık. Yine de yer altı ev meraklıları için değeri büyük: insanın sert kayanın içine ne kadar büyük, düzenli ve kalıcı mekanlar oyabileceğini gösteriyor. Guyaju’nun gizemiyle, Vardzia’nın ölçeğiyle akraba olan Longyou, bu ikisini de aşan bir büyüklük ve bilinmezlik sunar.
Longyou’nun en önemli dersi, toprağın ve kayanın altının insan için ne kadar geniş bir olanaklar alanı olduğudur. Bir ev de olsa, bir depo ya da ocak da olsa, sonuçta insan toprağın altına yönelip orada devasa mekanlar yaratmış. Serimizin baştan beri anlattığı toprağın koruyuculuğu, kalıcılığı ve kayanın gücü, Longyou’da en görkemli ölçeğine ulaşır. Kendi toprak altı evini hayal edenler için Longyou, doğrudan bir ev örneği olmasa da, “insan toprağın altına ne kadar büyük düşünebilir?” sorusuna verilmiş, iki bin yıllık ve hâlâ gizemli bir cevaptır.
Bu yazıdaki bilgiler, Longyou Mağaraları hakkındaki kamuya açık kaynaklar temel alınarak, kendi anlatımımızla derlenmiştir. Ayrıntı için: Wikipedia — Longyou Caves. Görseller: Wikimedia Commons (açık lisanslı; lisans ve fotoğrafçı bilgileri görsel açıklamalarında belirtilmiştir).