Bulla Regia (Tunus): Sıcaktan Kaçmak İçin Yer Altına İnen Roma Villaları

Yer altında yaşamanın sadece basit sığınaklarla değil, lüks ve konforla da mümkün olduğunu gösteren en çarpıcı örneklerden biri, Tunus’un kuzeyindeki antik Roma kenti Bulla Regia’dır. Burada, yaklaşık iki bin yıl önce yaşamış zengin Romalılar, sıcaktan kaçmak için evlerinin bir katını doğrudan yerin altına inşa etmişler; hem de mozaik döşeli, sütunlu, ferah yer altı odalarıyla. Bu yazıda, bu benzersiz yer altı villalarını toprak altı ev meraklıları için tanıtıyoruz.

Bulla Regia’yı dünyada eşsiz kılan şey, yer altı katlarının bugüne kadar şaşırtıcı derecede iyi korunmuş olmasıdır. Çoğu antik kentte üst yapılar yıkılıp gitmişken, buradaki yer altı odaları, tam da toprağın koruması sayesinde mozaikleri ve duvarlarıyla neredeyse eksiksiz ayakta kalmıştır. Yani toprağın altına inmek, sadece serinlik değil, aynı zamanda kalıcılık da sağlamış.

İçindekiler

Bulla Regia antik Roma kenti (Tunus)
Bulla Regia — Kaynak: Wikimedia Commons, CC BY 2.0

Bulla Regia: yer altı villaları

Bulla Regia, Roma döneminde önemli bir kentti ve zengin sakinleri burada gösterişli villalar inşa etmişti. Ama bu villaların en ilginç yanı, bir katlarının yerin altında olmasıydı. Zemin katın yanında ya da altında, tamamen toprağın içine oyulmuş/inşa edilmiş odalar bulunuyordu; ve bu yer altı odaları sıradan değil, evin en özenli, en serin ve en konforlu mekanlarıydı.

Bu yer altı katları, ortalarında sütunlu bir avlu (peristil) ve bu avlunun çevresine dizilmiş odalarla düzenlenmişti. Zeminler, serimizin diğer örneklerinde görmediğimiz kadar süslüydü: renkli taşlardan yapılmış mozaiklerle kaplıydı. Yani burada yer altı, yoksulun sığınağı değil, zenginin serin ve lüks yaşam alanıydı. Bulla Regia, toprak altı yaşamın konfor ve estetikle birleşebileceğini iki bin yıl önce kanıtlamış bir kenttir.

Yer altına inen lüks katlar

Bulla Regia’nın villaları genellikle iki seviyeliydi: yer seviyesinde normal bir kat, ve onun altında, toprağın içinde ikinci bir kat. Yaz aylarında sıcak bastığında, ev halkı bu serin yer altı katına iner, günün en sıcak saatlerini burada geçirirdi. Yani ev, mevsime ve günün saatine göre “yukarı” ve “aşağı” olmak üzere iki farklı iklimde kullanılabiliyordu.

Bu yer altı katları, iyi hesaplanmış yapılardı: kalın taş duvarlar ve tonozlu tavanlar, üstteki toprağın ve yapının yükünü taşıyordu. Serinin yapısal sistem yazısında anlattığımız kemer ve tonoz mantığı, bu villalarda yer altı katını ayakta tutan temel çözümdü. Ortadaki avlu ise hem ışık hem hava sağlıyor, mekanları ferah ve aydınlık tutuyordu. Böylece yer altı katı, karanlık bir bodrum değil, gün ışığı alan, havadar ve konforlu bir yaşam alanı oluyordu.

Bulla Regia yer alti villasi avlusu
Bulla Regia yer alti villasi — Kaynak: Wikimedia Commons, CC BY 2.0

Neden sıcaktan yerin altına kaçıldı

Bulla Regia’nın yer altı villalarının sebebi çok net: iklim. Kuzey Tunus’un yazları çok sıcaktır ve Romalılar, bu sıcaktan kaçmanın en akıllı yolunun yerin altına inmek olduğunu keşfetmişlerdi. Serinin ısı ve soğutma yazılarında uzun uzun anlattığımız gibi, toprağın birkaç metre altı yıl boyu serin ve dengeli kalır; dışarıda hava kavrulurken, yer altı katı serinliğini korur.

Bu, tam olarak serimizde Coober Pedy ve Matmata için anlattığımız mantığın, bir Roma kentinde ve lüks villalarla uygulanmış halidir. Romalılar, hiçbir mekanik soğutma olmadan, sadece toprağın doğal serinliğinden yararlanarak yazın konforlu bir yaşam alanı elde etmişlerdi. Üstelik bunu, zemin katı da koruyarak yapmışlardı: sıcakta aşağı inip serinliyor, hava uygun olduğunda yukarı çıkıyorlardı. Bu esnek kullanım, Bulla Regia villalarını iklime uyum açısından son derece akıllı yapılar kılıyordu.

Bulla Regia yer alti odalari ve sutunlar
Bulla Regia yer alti mekanlari — Kaynak: Wikimedia Commons, CC BY 2.0

Işık ve havayı içeri almak

Yer altına inen bir mekanın en büyük sorunu, ışık ve havadır; Bulla Regia villaları bunu ortadaki avlu (peristil) ile çözmüştü. Yer altı katının ortasında, gökyüzüne açık bir avlu bulunuyordu; bu avlu, ışığı ve havayı en derindeki odalara kadar indiriyordu. Serimizin aydınlatma yazısında anlattığımız “aydınlık avlu ve ışık kuyusu” fikrinin, iki bin yıl önce ve çok zarif bir haliyle uygulanmış örneğidir bu.

Avlunun çevresine dizilen odalar, bu avludan aldıkları ışıkla aydınlanıyor, açık avlu sayesinde hava sürekli yenileniyordu. Böylece yer altı katı, kapalı ve boğucu bir bodrum değil, ferah ve aydınlık bir yaşam alanı oluyordu. Serimizin havalandırma yazısında anlattığımız “iç avluyla doğal havalandırma” ve aydınlatma yazısındaki “ışığı derinlere indirme” ilkelerinin ikisi birden, Bulla Regia’nın bu avlulu tasarımında bir araya gelir. Romalılar, yer altı yaşamının ışık ve hava sorununu, basit ama etkili bir mimari çözümle aşmışlardı.

Bulla Regia yer alti villasi
Bulla Regia yer alti villasi — Kaynak: Wikimedia Commons, CC BY 2.0

Toprağın koruması ve kalıcılık

Bulla Regia’nın yer altı villaları, bir başka önemli gerçeği daha gösterir: toprağın altındaki bir yapı, çok daha uzun süre ayakta kalır. Kentin yer üstündeki yapıları yüzyıllar içinde büyük ölçüde yıkılıp gitmişken, yer altı katları, üstlerindeki toprağın koruması sayesinde mozaikleriyle ve duvarlarıyla neredeyse eksiksiz korunmuştur. Bu yüzden Bulla Regia, antik Roma ev yaşamını en iyi görebileceğimiz yerlerden biridir.

Bu kalıcılık, serimizin baştan beri vurguladığı toprağın koruyuculuğunun bir başka boyutudur: toprak sadece ısıyı dengelemekle kalmaz, yapıyı da dış etkilerden (rüzgar, yağmur, sıcaklık değişimleri, hatta insan tahribatı) korur. Serimizin yapısal sistem yazısında anlattığımız gibi, toprak altındaki bir yapı, deprem ve fırtınaya karşı da daha dayanıklıdır. Bulla Regia, bu ilkenin iki bin yıllık kanıtıdır: toprağın altına inen bir ev, hem yaşarken serin ve konforlu olur, hem de çok daha uzun süre ayakta kalır. Toprağın koruması, hem yaşayanlar hem de gelecek nesiller için bir armağandır.

Bulla Regia hamamlari
Bulla Regia (thermes) — Kaynak: Wikimedia Commons, CC BY-SA

Bölgeden görüntüler

Bulla Regia’yı yazıyla anlatmak bir yana, bu yer altı villalarını ve mozaiklerini görmek çok daha etkileyici. Aşağıdaki iki video doğrudan Bulla Regia’dan: ilkinde Romalıların bu kenti neden yer altına inşa ettiğini, ikincisinde yer altı villalarını gezerek göreceksiniz. Anlatım İngilizce ama villaların toprağın altına nasıl kurulduğu görüntüden net anlaşılıyor.

Romalilar bu kenti neden yer altina insa etti
Bulla Regia yer alti villalari (Tunus)
Bulla Regia Apollo tapinagi
Bulla Regia — Kaynak: Wikimedia Commons, CC BY-SA

Yer altı evi açısından değerlendirme

Bulla Regia, serimizde tanıttığımız örnekler arasında yer altı yaşamının lüks ve konforla birleştiği en çarpıcı örnek. Coober Pedy ya da Matmata sıcaktan zorunlu olarak yerin altına inerken, Bulla Regia’nın zengin Romalıları bunu bir konfor ve zevk meselesi olarak, mozaiklerle süslü avlulu villalarla yapmışlar. Bu da toprak altı yaşamın hiçbir konfordan taviz vermeden, hatta lüksle birlikte mümkün olabileceğini gösterir.

Bulla Regia’nın en önemli iki dersi şudur: birincisi, avlulu bir tasarımla yer altı katı bile aydınlık, havadar ve ferah olabilir; ikincisi, toprağın altındaki bir yapı çok daha uzun süre ayakta kalır. Serimizin aydınlatma, havalandırma, ısı ve yapısal sistem yazılarında anlattığımız bütün ilkeler, bu iki bin yıllık villalarda bir arada ve zarif bir biçimde karşımıza çıkar. Kendi toprak altı evini hayal edenler için Bulla Regia, “yer altı evi lüks, aydınlık ve kalıcı olabilir mi?” sorusuna verilmiş, iki bin yıl öteden gelen ve hâlâ ayakta duran mozaikleriyle kanıtlanmış bir cevap.

Bu yazıdaki bilgiler, Bulla Regia hakkındaki kamuya açık kaynaklar temel alınarak, kendi anlatımımızla derlenmiştir. Ayrıntı için: Wikipedia — Bulla Regia. Görseller: Wikimedia Commons (açık lisanslı; lisans ve fotoğrafçı bilgileri görsel açıklamalarında belirtilmiştir).

yapmak

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir