Kapadokya ve Derinkuyu (Türkiye): Kaya Evlerinden Yer Altı Şehirlerine
Yer altı ve toprak altı yaşamın belki de dünyadaki en görkemli örneği, tam da Türkiye’nin ortasında, Kapadokya’da bulunur. Bu bölge iki farklı ama akraba geleneği bir arada barındırır: bir yandan yumuşak tüf kayalarına oyulmuş kaya evleri (Göreme, Uçhisar gibi), diğer yandan yerin metrelerce altına inen, binlerce kişiyi barındırabilen dev yer altı şehirleri (Derinkuyu, Kaymaklı gibi). Bu yazıda, kendi topraklarımızdaki bu olağanüstü yer altı mirasını, toprak altı ev meraklıları için tanıtıyoruz.
Kapadokya’nın bu yapıları mümkün kılan şey, bölgenin eşsiz jeolojisi. Çok eski volkanik patlamaların bıraktığı kalın tüf tabakası, oymak için son derece yumuşak ama oyulduktan sonra sertleşip kendini taşıyacak kadar sağlam. İşte insanlar binlerce yıl boyunca bu kayayı hem yüzeyde ev, hem de yerin altında koca şehirler yapmak için kullanmışlar.
İçindekiler
- Kapadokya’nın oyulmaya uygun tüfü
- Yüzeydeki kaya evleri
- Derinkuyu ve yer altı şehirleri
- Havalandırma ve su kuyuları
- Toprağın ısı dengesi
- Bölgeden görüntüler
- Yer altı evi açısından değerlendirme

Kapadokya’nın oyulmaya uygun tüfü
Kapadokya’nın bütün bu yapılarının temelinde jeoloji yatar. Milyonlarca yıl önceki volkanik patlamalar, bölgeyi kalın bir kül ve tüf tabakasıyla kaplamış. Bu tüf, oymak için el aletleriyle bile işlenebilecek kadar yumuşak; ama havayla temas edip kuruduğunda sertleşerek kendini taşıyacak kadar da dayanıklı. Serinin yapısal sistem yazısında anlattığımız “oymaya uygun ama sağlam kaya” ideali, Kapadokya’da doğal olarak mevcut.
Bu özellik sayesinde insanlar, hem yüzeydeki kaya kütlelerini ev yapmak için oymuş, hem de yerin derinliklerine inerek koca şehirler açabilmiş. Aynı yumuşak taş, üstte peribacalarının içine oyulan evlere, altta ise kat kat inen yer altı şehirlerine imkan vermiş. Yani Kapadokya’nın bütün bu mirası, tek bir doğal armağanın ürünü: oyulmayı bekleyen tüf.
Yüzeydeki kaya evleri
Kapadokya’nın en tanıdık manzarası, Göreme ve Uçhisar gibi yerlerdeki kaya evleridir. İnsanlar, tüf kayalarını ve ünlü peribacalarını oyarak içlerine odalar, depolar ve ibadet mekanları açmışlar. Bu kaya evleri, serimizde tanıttığımız Kandovan (İran) ve Guadix (İspanya) gibi örneklerle aynı mantığı taşır: kayayı oyup içini bir eve dönüştürmek.
Bu evler bugün de yaşıyor; hatta birçoğu restore edilerek kaya otellerine dönüştürülmüş ve turistleri ağırlıyor. Kalın kaya duvarlar sayesinde bu evler yazın serin, kışın ılık kalır; serinin ısı yazısında anlattığımız toprağın/kayanın doğal dengesinden yararlanırlar. Uçhisar Kalesi gibi bazı yerlerde ise koca bir kaya kütlesinin tümü, kat kat oyularak devasa bir yaşam alanına çevrilmiş. Kapadokya’da yüzeydeki bu kaya yerleşimleri, yeraltı şehirlerinin de bir tür üst katı gibidir.

Derinkuyu ve yer altı şehirleri
Kapadokya’yı dünyada eşsiz kılan asıl şey, yüzeyin altındaki dev yer altı şehirleridir. Bunların en ünlüsü Derinkuyu; yerin onlarca metre altına, kat kat inen, binlerce kişiyi barındırabilecek büyüklükte bir şehir. Derinkuyu’nun birçok katı, dar geçitler ve dikey kuyularla birbirine bağlı; içinde yaşam alanları, ahırlar, depolar, mutfaklar, şaraphaneler ve ibadet mekanları var.
Bu şehirler, tarih boyunca özellikle tehlike anlarında bir sığınak olarak kullanılmış. İnsanlar, saldırı ya da istila tehdidinde yerin altına inip uzun süre burada güvenle kalabilmişler. Girişler, içeriden yuvarlanan dev taş kapılarla kapatılabiliyordu; böylece şehir dışarıya tamamen kapanıp savunulabiliyordu. Serinin yapısal sistem ve yangın güvenliği yazılarında değindiğimiz “toprağın koruması” ve “kontrollü giriş-çıkış” fikirleri, burada binlerce yıl önce, bir şehir ölçeğinde uygulanmış.

Havalandırma ve su kuyuları
Yerin onlarca metre altında binlerce insanın günlerce yaşayabilmesi, aslında en çok merak edilen konudur: peki hava ve su? İşte Kapadokya’nın yer altı şehirlerini gerçek bir mühendislik harikası yapan şey, tam da bu sorunları çözmüş olmaları. Şehirler, yüzeyden en alt kata kadar inen dikey havalandırma bacalarıyla donatılmıştı; bu bacalar taze havayı en derin katlara kadar ulaştırıyor, kirli havayı ise dışarı atıyordu.
Serinin havalandırma yazısında anlattığımız “sızdırmaz bir yer altı mekanına taze hava getirme” ihtiyacını, bu şehirlerin kurucuları binlerce yıl önce çözmüşlerdi. Aynı bacaların bir kısmı su kuyusu olarak da çalışıyor, şehre temiz su sağlıyordu; üstelik bu kuyular çoğu zaman yüzeyden ulaşılamayacak şekilde tasarlanmıştı ki düşman suyu zehirleyemesin. Yani yer altı şehri, hem havasını hem suyunu güvence altına almış, uzun süreli yaşamı mümkün kılacak şekilde planlanmıştı. Bu, serimizin baştan beri anlattığı bütün sistemlerin (havalandırma, su, güvenlik) bir arada düşünülmesinin çok eski bir kanıtı.

Toprağın ısı dengesi
Kapadokya’nın hem kaya evleri hem yer altı şehirleri, serimizin baştan beri vurguladığı toprağın ısı dengesinden yararlanır. Bölge karasal bir iklime sahip; yazlar sıcak, kışlar sert ve soğuk geçer. Ama gerek kalın tüf duvarların ardındaki bir kaya evi, gerek yerin metrelerce altındaki bir yer altı şehri, dışarısı ne olursa olsun yıl boyu dengeli bir sıcaklıkta kalır.
Bu denge, yer altı şehirlerini sığınak olarak daha da kullanışlı kılıyordu: içeride ne yazın sıcağı ne kışın dondurucu soğuğu hissediliyordu. Kaya evlerinde de aynı avantaj bugün hâlâ geçerli; bu yüzden Kapadokya’nın kaya otelleri, doğal serinlikleri ve ılıklıklarıyla ünlüdür. Serinin ısı ve soğutma yazılarında anlattığımız pasif dengenin, Türkiye’nin tam ortasında binlerce yıldır işleyen bir örneğidir Kapadokya.

Bölgeden görüntüler
Kapadokya’nın yer altı şehirlerini ve kaya evlerini yazıyla anlatmak bir yana, bu mekanları içeriden görmek çok daha etkileyici. Aşağıdaki iki video doğrudan Derinkuyu yer altı şehrinden: bu dev yer altı yerleşiminin katlarını, geçitlerini ve mekanlarını gezerek göreceksiniz. İkisi de Türkçe anlatımlı olduğu için, yapının nasıl kurulduğunu ve nasıl yaşandığını en iyi şekilde takip edebilirsiniz.

Yer altı evi açısından değerlendirme
Kapadokya, serimizde tanıttığımız bütün örnekleri adeta tek bir bölgede toplar: yüzeydeki kaya evleriyle Kandovan ve Guadix’i, yer altı şehirleriyle Vardzia’yı, toprağın koruması ve ısı dengesiyle de serimizin tüm mantığını bir arada gösterir. Üstelik bütün bunlar, dünyanın uzak bir köşesinde değil, tam da bizim topraklarımızda, binlerce yıllık bir kesintisiz gelenek olarak var.
Kapadokya’nın en büyük dersi, toprak altı yaşamın hem yüzeyde (kaya evleri) hem de derinlerde (yer altı şehirleri) mümkün olduğunu, ve doğru jeoloji ile birleştiğinde inanılmaz ölçeklere ulaşabildiğini göstermesidir. Havalandırma bacalarından su kuyularına, taş kapılardan çok katlı planlara kadar, bu yapılar serimizde teorik olarak anlattığımız her şeyi gerçek ve yaşayan bir mirasla kanıtlıyor. Kendi toprak altı evini hayal edenler için Kapadokya, hem ilham hem de gurur kaynağı: insanlığın yer altında yaşama sanatının en görkemli örneklerinden biri, hemen yanı başımızda.
Bu yazıdaki bilgiler, Kapadokya ve Derinkuyu hakkındaki kamuya açık kaynaklar temel alınarak, kendi anlatımımızla derlenmiştir. Ayrıntı için: Wikipedia — Derinkuyu Yeraltı Şehri. Görseller: Wikimedia Commons (açık lisanslı; lisans ve fotoğrafçı bilgileri görsel açıklamalarında belirtilmiştir).