Matmata (Tunus): Çukur Avlulu Yer Altı Evlerinin Yüzyıllık Sırrı
Yer altı evlerinin en eski ve en özgün örneklerinden biri, Tunus’un güneyindeki Matmata köyünde bulunur. Burada yüzyıllardır süren bir gelenekle insanlar, evlerini toprağın içine kazarak yapmışlar; hem de bildiğimiz mağara evlerden farklı, çok akıllıca bir yöntemle. Yerden aşağıya doğru büyük bir çukur açılır, sonra bu çukurun yan duvarlarına odalar oyulur; böylece ortada gökyüzüne açık bir avlu, çevresinde ise toprağın içine gizlenmiş odalar oluşur. Bu yazıda, bu benzersiz yer altı köyünü toprak altı ev meraklıları için tanıtıyoruz.
Matmata, Berberi kökenli, küçük bir yerleşim. Evlerinin dünyaca tanınmasının bir sebebi de ilginç: köyün bu sıra dışı manzarası, ünlü Star Wars filminde Luke Skywalker’ın gezegeni Tatooine’deki evi olarak kullanılmış. Ama sinema bir yana, Matmata asıl olarak insanların çöl ikliminde rahat yaşamak için toprağı nasıl akıllıca kullandığının canlı bir örneği.
İçindekiler
- Matmata’nın avlulu yer altı evleri
- Çukur avlu nasıl açılır
- Çöl sıcağına karşı toprağın serinliği
- İç mekanlar ve günlük hayat
- 1969 selleri ve kalıcılık
- Projeden görüntüler
- Yer altı evi açısından değerlendirme

Matmata’nın avlulu yer altı evleri
Matmata evlerinin tasarım fikri son derece zarif. Önce zemine, birkaç metre derinliğinde geniş, yuvarlak ya da dörtgen bir çukur kazılır. Bu çukur, evin merkezi avlusu olur; gökyüzüne açıktır, ışığı ve havayı içeri alır. Ardından bu çukurun dik yan duvarlarına, yatay olarak odalar oyulur. Yani odalar toprağın içindedir, avlu ise ortada bir kuyu gibi açık kalır.
Bazı evlerde birden fazla çukur bulunur ve bunlar tünel benzeri geçitlerle birbirine bağlanır; böylece daha büyük, çok avlulu konutlar ortaya çıkar. Serinin aydınlatma yazısında anlattığımız “ışık kuyusu” ve “aydınlık avlu” fikrinin, yüzyıllar önce ve çok saf haliyle uygulanmış hali gibidir bu. Merkezi avlu hem ışık kaynağı, hem hava bacası, hem de günlük hayatın geçtiği ortak alan görevi görür.
Çukur avlu nasıl açılır
Bu evlerin yapımı, aslında pahalı malzeme değil, emek ister. Matmata’nın zemini, kazılmaya uygun ama oyulduktan sonra kendini taşıyacak kadar tutarlı bir yapıya sahip. İnsanlar önce merkezi çukuru elle kazar, sonra yan duvarlara odaları oyar. Kaya ve sıkışmış toprak, odaların hem duvarı hem tavanı olur; ayrı bir taşıyıcı sisteme çoğu zaman gerek kalmaz.
Bu yöntemin güzelliği, evin araziye hiç iz bırakmadan gizlenmesidir: yukarıdan bakıldığında düz bir arazi ve orada burada açılmış çukurlar görürsünüz; evler tamamen toprağın içindedir. Bu da hem çölün sert rüzgarından ve kum fırtınalarından korunmayı, hem de doğal bir kamuflajı sağlar. Yeni bir odaya ihtiyaç olduğunda ise çözüm basit: biraz daha oymak.

Çöl sıcağına karşı toprağın serinliği
Matmata’da insanların toprağın altına inmesinin asıl sebebi, tıpkı Coober Pedy’de olduğu gibi, iklimdir. Güney Tunus’un çöl ikliminde gündüzler kavurucu sıcak, geceler ise serin geçer; yani gün içinde büyük sıcaklık farkları yaşanır. Yerüstündeki bir ev bu farkların hepsini yaşarken, toprağın içindeki bir oda çok daha dengeli kalır.
Serinin ısı ve soğutma yazılarında anlattığımız o temel gerçek burada da geçerli: toprak, birkaç metre derinde ılıman ve sabit kalır. Matmata evleri bu sayede yazın serin, kışın ise dışarıya göre ılık olur. Çölün ortasında, hiçbir mekanik soğutma olmadan, sadece toprağın doğal dengesiyle yaşanabilir bir iç ortam elde edilir. Yüzyıllar öncesinin insanları, bugün “pasif tasarım” dediğimiz şeyi sezgileriyle ve deneyimleriyle çözmüşler.

İç mekanlar ve günlük hayat
Matmata evlerinin içi, dışarıdan sanılabileceğinden çok daha yaşanası ve konforludur. Merkezi avludan girilen odalar; yatak odası, mutfak, depo ve oturma alanı olarak kullanılır. Duvarlar çoğu zaman kireçle badanalanır; bu hem içeriyi aydınlatır (açık renk ışığı yansıtır) hem de temiz bir görünüm verir. Serinin aydınlatma yazısında anlattığımız “açık renklerle ışığı çoğaltmak” ilkesinin doğal bir uygulamasıdır bu.
Avlu, ailenin günlük hayatının merkezidir: yemek burada hazırlanır, çocuklar burada oynar, ışık ve hava buradan gelir. Depolama için oyulmuş nişler, tahıl ambarları ve hayvanlar için ayrı bölümler de bu sisteme eklenir. Bugün Matmata evlerinin çoğu turizmle geçiniyor; bazı aileler evlerini ziyaretçilere açıyor, bazıları ise geleneksel yaşamı sergileyen mekanlara dönüştürmüş. Ama yapının özü aynı: toprağın içine oyulmuş, avlusundan nefes alan bir ev.

1969 selleri ve kalıcılık
Matmata’nın yer altı evleri, dış dünya tarafından uzun süre pek bilinmiyordu. Bu durum 1969’da değişti: o yıl, günlerce süren şiddetli yağmurlar bölgeyi vurdu ve toprak evlerin bir kısmını su bastı, hatta bazıları çöktü. Bu olay, yer altı evlerinin bir zayıf noktasını da gösterdi: serimizin su yalıtımı ve drenaj yazılarında anlattığımız gibi, toprak altı yapılar için suyun kontrolü hayatidir; aşırı ve ani su, en büyük tehdittir.
Yetkililer bu olaydan sonra köylülere yerüstünde yeni bir yerleşim kurdu. Ama ilginç olan şu: insanların çoğu yerüstü evlerine kalıcı olarak taşınmak yerine, yer altı evlerini onarıp yeniden kullanmayı tercih etti. Bu tercih tek başına çok şey anlatıyor: doğru koşullarda, toprağın altındaki bir ev, çöl ikliminde yerüstündeki bir evden çok daha konforlu ve yaşanası. İnsanlar rahatlığı, serinliği ve alıştıkları hayatı seçti.

Projeden görüntüler
Matmata’yı yazıyla anlatmak bir yana, bu avlulu yer altı evlerini içeriden görmek çok daha etkileyici. Aşağıdaki iki video doğrudan köyden: ilkinde Matmata’nın Berberi troglodyte evlerini, ikincisinde köyü ve ev içlerini gezerek göreceksiniz. Anlatım İngilizce ama evlerin nasıl kurulduğu ve nasıl yaşandığı görüntüden net anlaşılıyor.

Yer altı evi açısından değerlendirme
Matmata, serimizde tanıttığımız diğer örneklerden farklı, çok özel bir yaklaşımı temsil eder: “çukur avlulu” (pit courtyard) yer altı evi. Coober Pedy’de evler bir yamaca yatay oyulurken, Matmata’da düz zemine önce dikey bir çukur açılıp odalar onun etrafına oyulur. Bu, düz arazilerde bile toprağın altına ışık ve hava indirmenin dahiyane bir yoludur; merkezi avlu sayesinde ev, penceresiz bir mağara değil, gökyüzüne açık ferah bir mekan olur.
Bu yapı, toprağın serinliğini, doğal aydınlatmayı ve doğal havalandırmayı tek bir basit fikirle birleştirir. Elbette 1969 sellerinin gösterdiği gibi zayıf noktası sudur; ama uygun iklimde ve doğru su yönetimiyle, yüzyıllardır insanları barındıran, kanıtlanmış bir sistemdir. Kendi toprak altı evini hayal edenler için Matmata, “düz bir arazide, penceresiz görünen bir yerde bile nasıl aydınlık ve serin bir ev kurulur?” sorusuna verilmiş, yüzyıllar öncesinden gelen zarif bir cevaptır.
Bu yazıdaki bilgiler, Matmata hakkındaki kamuya açık kaynaklar ve Wikipedia’nın “Matmata” maddesi temel alınarak, kendi anlatımımızla derlenmiştir. Ayrıntı için: Wikipedia — Matmata. Görseller: Wikimedia Commons (açık lisanslı; lisans ve fotoğrafçı bilgileri görsel açıklamalarında belirtilmiştir).